Kaygı, çocukların da yaşadığı doğal bir duygudur ve çoğu zaman yaşla birlikte değişir. Bebekler yabancılardan, okul öncesi çocuklar karanlıktan ve canavarlardan, okul çağındakiler ise sınavlardan, arkadaş ilişkilerinden ve ailenin başına bir şey gelmesinden korkabilir. Bu korkular genellikle geçicidir. Ancak bazı çocuklarda kaygı o kadar yoğunlaşır ki okula gitmek, arkadaşının doğum gününe katılmak ya da kendi yatağında uyumak neredeyse imkânsız hâle gelir. Aşağıda ailelerin en sık sorduğu soruları yanıtlıyoruz.
Hangi korkular yaşa uygundur?
- Bir iki yaş: Anne babadan ayrılma ve yabancı yüzlerden çekinme
- Üç beş yaş: Karanlık, hayali yaratıklar, yüksek sesler, hayvanlar
- Altı on yaş: Hırsız, hastalık, ölüm, okulda başarısız olma
- Ergenlik: Sosyal kabul, görünüş, gelecek ve sınavlar
Bu korkuların varlığı olağandır. Belirleyici olan, korkunun yoğunluğu, süresi ve çocuğun hayatını ne kadar kısıtladığıdır.
Okul korkusu nasıl başlar?
Okul korkusu çoğu zaman tatil dönüşlerinde, bir hastalıktan sonra, okul ya da sınıf değişikliğinde veya evde yaşanan bir değişiklikle başlar. Çocuk sabahları mide bulantısı, karın ağrısı ya da baş ağrısıyla uyanır; okula gitme saati yaklaştıkça şikâyetler artar, okul yolunda ağlar ya da kapıda ebeveynine sarılıp bırakmak istemez. Hafta sonu ve tatillerde bu şikâyetler kaybolur.

Kaygının ardında neler olabilir?
Okul korkusunun ardında farklı kaygılar yatabilir: Ebeveynden ayrılma korkusu, sınıfta söz almaktan ya da tahtaya kalkmaktan utanma, öğretmenle yaşanan bir gerginlik, akran zorbalığı, öğrenme güçlüğü nedeniyle derslerde zorlanma ya da evde hasta bir yakının olması. Tedavinin doğru planlanabilmesi için asıl kaygı kaynağının bulunması gerekir.
Ayrılık kaygısı nedir?
Ayrılık kaygısı yaşayan çocuklar, anne ya da babalarından ayrıldıklarında onlara kötü bir şey olacağından endişe eder. Okulda sık sık eve telefon etmek ister, yalnız uyuyamaz, ebeveyni başka bir odaya geçtiğinde bile peşinden gider. Kâbuslar ve fiziksel şikâyetler bu tabloya sık eşlik eder.
Değerlendirme nasıl yapılır?
İlk görüşmede aileyle kaygının ne zaman başladığı, hangi durumlarda arttığı, evde ve okulda nasıl tepki verildiği ve aile içinde son dönemde yaşanan değişiklikler konuşulur. Ardından çocukla yaşına uygun bir görüşme yapılır; küçük çocuklarla resim ve oyun, büyük çocuklarla sohbet ön plandadır. Ailenin izniyle öğretmenden bilgi alınır. Bedensel şikâyetler belirginse çocuk doktoru değerlendirmesi istenebilir.
Tedavi nasıl yürütülür?
Bilişsel davranışçı terapi: Çocuk kaygının bedende nasıl hissedildiğini tanımayı, korkutucu düşünceleri "dedektif gibi" sorgulamayı ve korktuğu durumlarla küçük adımlarla yüzleşmeyi öğrenir. Küçük yaştaki çocuklarda bu çalışmalar oyun ve hikâyelerle yapılır.
Aile rehberliği: Ebeveynler çocuklarını yatıştırırken farkında olmadan kaygıyı besleyebilir; sürekli güvence vermek, çocuğu korktuğu her durumdan uzak tutmak buna örnektir. Rehberlik görüşmelerinde çocuğun duygusunu kabul ederken onu cesaretlendirmenin yolları çalışılır.
İlaç: Kaygı çok yoğunsa, çocuk uzun süredir okula gidemiyorsa ya da terapiye yeterli yanıt alınamıyorsa, çocuklarda kullanımı uygun ve alışkanlık yapmayan bir ilaç düşük dozla başlanabilir.
Okula kademeli dönüş nasıl planlanır?
- Okulla iletişim. Öğretmen ve rehber öğretmenle bir plan yapılır.
- Küçük başlangıç. Çocuk önce bir iki ders saati okulda kalır.
- Güvenli kişi. Okulda zorlandığında başvurabileceği bir yetişkin belirlenir.
- Kademeli artış. Başardıkça okulda kalma süresi uzatılır.
- Tutarlılık. Bedensel şikâyetler olsa da, hasta olmadığı sürece planın sürdürülmesi önemlidir.
Gece korkuları ve uyku
Kaygılı çocukların önemli bir kısmında uyku da etkilenir: Yatma saatinde uzun süren pazarlıklar, ebeveyn odaya gelmeden uyuyamama, gece uyanıp anne babanın yatağına geçme sık görülür. Yatma saatini sabit tutmak, uyku öncesinde ekranı kapatıp sakin bir rutin uygulamak, gece lambası gibi küçük güvenceler sunmak ve çocuğun kendi yatağında uyuyabildiği her geceyi takdir etmek, uykuyu adım adım düzenler.
Ebeveynler evde ne yapabilir?
- Çocuğun korkusunu dinleyin, ama "korkulacak bir şey yok" demek yerine "Korktuğunu anlıyorum, birlikte deneyelim" deyin.
- Vedalaşmaları kısa ve sakin tutun; uzayan vedalar kaygıyı artırır.
- Sabah rutinini sabit ve öngörülebilir kılın.
- Çocuğun cesur davrandığı her anı fark edin ve söyleyin.
- Kendi kaygınızı çocuğunuzun yanında yönetmeye özen gösterin.
Kardeşler ve aile düzeni
Bir çocuğun okul korkusu bütün aileyi etkiler; sabahlar gerginleşir, kardeşler geç kalır, ebeveynler işe yetişmekte zorlanır. Planın ailenin günlük düzenine uyacak şekilde hazırlanması ve kardeşlerin de sürece uygun bir dille dahil edilmesi, evdeki gerginliği azaltır. Sabahları ebeveynlerden birinin okula götürme görevini üstlenmesi de işleri kolaylaştırabilir.
Sık sorulanlar
Çocuğum okula gitmek istemediğinde evde kalmasına izin vermeli miyim?
Hasta değilse okula gitmesi teşvik edilmelidir. Evde kalma süresi uzadıkça dönüş zorlaşır; okul ve uzmanla birlikte bir plan yapmak en sağlıklısıdır.
Kaygılı çocuk büyüyünce kaygılı yetişkin mi olur?
Tedavi edilmeyen kaygı sürebilir, ama erken destek alan çocukların çoğu becerileri öğrenerek rahatlar.
Terapi kaç seans sürer?
Çoğu çocukta on ila on altı haftalık görüşmelerle belirgin bir iyileşme görülür.
Sabah karın ağrıları gerçek mi?
Evet, çocuk ağrıyı gerçekten hisseder. Kaygı bedeni de etkiler; bu yüzden ağrıyı küçümsemeden ama planı da bozmadan yaklaşmak gerekir.




